Fabrikadan Düşünceler

Huzura emanet edilen bir can

21 Kasım 2021

”Benim olan bir hayata ‘’ DİNİ ‘’ hiçbir yaklaşımı, söylemi veya yakıştırmayı bulundurmuyorum. Ben olarak yaşayıp, ben olarak ölmeyi istiyorum. İyiliğin, güzelliğin ve saygınlığın olması için mücadele edeceğim bir hayat arzumdur diyorsan merhaba 🙂

Bu mümkün mü? Elbette.

Hiçbir koşulda bir inanca bağlı olmayı hiçbir dini söylem zorunlu tutmaz. Bunu zorunlu olduğunu söyleyenler onlardır. Onlar ki din ekseni içerisinde sakallarını okşayarak yollarını buluyorlar. Olmaz! Benimsenecek hayat değildir; genelde iradesi zayıf insanların kabul göreceği kulvardır. Temiz bir din, temiz bir ahlakı doğurur. Bugünümüz dünyasında mümkün olmamıştır. Saygılar! 

” Güne uyandığımda aklımın geleceğe ve huzura bağlı kalmasını istiyorum ” diyorsundur. İçinde bulunduğumuz dünyada buna erişmekte öyle kolay değildir. Herkes yalnız kalmayı başaramaz. Yalnızlık odaya geçip tek kalmak veya yollarda tek yürümek değildir. İnsanları hayatından soyutlamak hiç değildir. Mesele özünü bilmektir.

Ne istediğini ve ne istemediğini bilirsen huzurlu bir yaşamla baş başa kalırsın. Gördüğün geniş bir ova olabilir, bunun için üzülmemelisin; orada istediğin kadar hoplayıp zıplayabilir hatta bağır çağırabilirsin.

Zamanla inşa edilecektir. Sen özünü bildiğinde içine zehir salan tüm yollar dünyanın belirli yataklarından akıp gidecek.
Özünden uzakta yaşadığın her acının, yaranın ve uğradığın mağduriyetlerin, kötülüklerinin, şiddetlerinin zehirleri o yataklardan yolunu bulacaktır.

Bu günlerce, aylarca hatta yıllarca sürebilir. Gün geçtikçe hafiflemeye başlayacaksın.
Sonunda bir zelzeleye yaşanacak. Sonra ovanın toprağında bir gürültü kopacak. İnce bir dal bükük şekilde topraktan başını çıkartacak ve yüzünü göğe kaldıracak.

Bir canın doğuşuna tanık olacaksın; evet o can, sensin. İradenin ödülü…

Hoş geldin aramıza… 😊

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.