Hikayelerim

Gökyüzüne hayallerimi asamıyorum

5 Aralık 2021

Cezmi henüz gökyüzünün yansıttığı maviliğe hayallerini asmış biri değildi. Yağmurun ardındaki bulutları çok sevdiğinden bahsetmişti. Diyordu ki, ‘’ benim için bir hayalin gerçekleşmesinden ziyade her şeyin kaybolduğu, hiçbir anın tekrar yaşanamayacağını bilerek hayata hayaller armağan ederek aldatmış olmaz mıyız? Bu belki de benim kusurum ya da eksikliğimdir. ‘’

Hayalleri olan insanları severim.  Onlar alemin görüntüsüne büyük katkı sağlamıştır. Ne mi yapmıştır, hiç görmüyor musun alemin mücadele içinde olduğu olayları? Ağaçlar kesiliyor, hayvanlar öldürülüyor, insanlara işkence edilip alemden yolcu ediyorlar. Her kötü eylemin karşısında duranlar hayalleri olanlardır. Ben neden hayallere uzağım. Anlatayım, şu bir gerçek ki alem sizden soruluyor. Hayali olan insanlar dünyanın döngüsüne eserler sunar. Hayalleri olanlar gerçekleşmiş olan döngü ve ona benzer eylemlerin yanında duranlardır. Sizlere uzağım, kusurumu mağdur görün, özür dilerim… Hayallerimi bulutlara asamadım. Asmaya çalıştım, olmadı. Üzgünüm.
Bir gün her şeyimi bıraktım bulutlara hayallerimi asmak için yolculuğa koyuldum. Dağ taş aşarak bir dağın tepesine vardım.

Bulutlara ne kadar yakın olursam o kadar güzel ve gerçekçi olur diyerek zirveye ulaştım. İlk baş ellerimi açtım, hafiften çömelerek bağırdım. Tertemiz gökyüzünün önünde bir kuş bulunduğum yere doğru geldi, tepemde kanat çırparak bağırmaya başladı. Kartaldı. Neredeyse on yetişkin insan boyu kadar mesafede duruyordu. Sonra müthiş varlığının görüntüsünü sunup yoluna devam ettim. Yıkılmadan kayalara oturdum, gökyüzüne baktım. Bakmayı sürdürdüm. On, on beş, yirmi, otuz derken bir iki saat seyrettim. Bir şey olmadı.
‘’ Sanırım gökyüzüne sunacağım bir hayalim yok ‘’ dedim.
Geldiğim gibi yoluma gittim. Bu kez karşılaştığım her simanın kırışıklıklarında üzüntü tanelerinden, sevinç tanelerine kadar binlerce hüzün ve mutluluk naraları yankılanıyordu.

Avuçlarıma batırdığım tırnaklarımı küçük deri parçaları doluyordu.

Öfkem kendimeydi. Kendimi örselemem lazımdı. Canım mı tatlıydı yoksa canımı mı önemsemiyordu bilmiyorum, eksilmeme neden olan hiçbir hadiseye ses çıkarmıyordum. Sessizliğin güzelliğine bel bağlayarak, yaşanabilecekleri merakla bekliyordum. Bana dokunanlardan ziyade bende kanayanlar hafiflememi sağlarken, nutkumun tutulmasına vesile oluyordu. Beni, ben ile ihya ediyordum. Yüceltiyor olmama bakmayın, inanın bakılacak bir şey değil. Siz kusur deyin ben utanç. Başımı gökyüzü kaldırdığımda yüzüme yaslanacak hayale sahip olamamanın ezici üstünlüğünü yerin yüzünü acıtarak yürümelerimde ve tabanlarımı kanatmalarımdan bellidir. Zira kim ki tabanlarını kanatarak yürür odur hayalin kabul etmediği ruh…

(DEVAM EDECEK)

Fotoğrafın alındığı profil

Only registered users can comment.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.