Kendi Halinde

Gençliğe Gençliğinizi Anlatmayın

25 Mayıs 2020

Ahmet Kaya’nın bir şarkısında geçiyor ya,
” Hani benim gençliğim anne? ”

Diyemezsin ki, ” evladım, gençliğin orada seni bekliyor ” diye. Bilirsiniz ki gençliğin üzerine bir yığın anlamsızlıklar yüklenmiştir. Bunun sözünü edemezsiniz. Geçiştirir durursunuz. Kendinizce çıkış yolu ararsınız.

İnsanın gençliğini yaşayamaması, hayatı anlamamış olduğunu göstermez. Gençlik bir dolu çılgınlıklar limanıdır. Dalgaların üzerinde ilerleyen geminin (umutların) gençlerin dünyalarında nasıl karşılandığını gençliğinizi yaşadıysanız anlayabilirsiniz. Yok. Şayet yaşamadıysanız gençliğinizi, gençlere anlatacak öğütten başka neyiz olabilir? Telkin etmek ya da teskin etmek…
İnsanı avuntulara alıştırmak kadar kötü bir yaklaşım var mıdır?

Ah be Ahmet Kaya nasıl da öncesinde,
” Penceresiz kaldım anne ” diyordu.

Ah insanlık, ah! Nasıl da gençleri hedef almış. Değildir gençlerin zihni bu denli kuş kadar hafif. Değildir eğlencelerindeki ” rezillikler ” onların yaptıkları. Onlar, farkında değiller. Bilmezler tüm pencerelerin kırıldığını. İşaret edilen yere gider, oradan dünyaya bakarak dünyayı anladıklarını sanırlar; kızmayın… Yaptıklarının utanç verici olduğunun da söylemeyin. İnsan önce kendini sorgulamalıdır. Dedim ya bilmez onlar. Zaten gençliğini dolu dolu yaşayanlar hiçbir gencin davranışına kızmaz, utanmaz.

Gençlik yaşamış olun olmayın, hiçbir insanın yaşamını hafife almayın.
Elbet içlerinde yaşam için verdiği bir mücadele vardır. Ve bu mücadeleler sonucunda ya yorulmuş ya inat etmiş ya da ihanete uğramışlardır; bilemeyiz. Gençliklerine güvenmeyin. Hayat nice gençliği bir çırpıda harcamıştır.

Ahmet Kaya bir şarkısında diyor ya,
” Kafama sıkar giderim! ”

Bırakın kafasına sıktıkları gençlikleri olsun. Yitirdikleri canın kıymetini zamanı gelince anlarlar. Siz, ” büyüklük ” yapıp önlerinde durarak hatalarını yüzlerine vurmayın. Hiçbir sözünüz önemsenmez. Gençliğimizde kulaklarımıza bas bas bağırarak söylenen hangi öğüdü önümüze alıp ilerledik? Kulak arkası edilen öğütleri bir hatırlamaya çalışalım.

Tasa etmeyin. Zehirden kurtulan gençler yere daha sağlam basacakları kuşku götürmez bir gerçektir.  Zehirden kurtulamayanlar ise hayata biraz daha geç atılacaklardır.

Hayat insanlara neler sunar bilemeyiz. Bugün hayatın gerisinde kalmış birisi bir gün önümüzde yürüyor olabilir. Hayat insanı erdemli bir hale getirmek için kişilerin canlarını müthiş derecede acıtabilir veya yakabilir. İnsan bu acıdan feyiz alarak hayatın içine koşarak girebilir ve herkese çarparak ilerleyebilir. Dünyada hayattan çıkardığımız dersler kadar varızdır.

Bir gün gençliğini olgunluğa bırakanlar,
” Gençliğin ” değersizleştirildiğini anlayacaklardır.

Ahmet Kaya der ya,
” Kum gibi ”

Zihin en önemli anında gençlikten uzaklaşmaya başlayan varlığa ” kadir kıymeti ” öğretecektir.
Canını sıkacak davranışlarda bulunmayacaktır; öğüt verir gibi anlatmayacaktır.
Zaman kum tanelerini ellerinin arasında atıp tutmaya çalışacaktır.

Düşenler ” değerini bilemediğimiz vakitlerimizi ”
Düşmeyenler de ” düşenlere bakarken geçirdiğimiz boş zamanlarımızda bizi terk eden değerlerimiz” olacaktır.

Bilir misiniz, insan her iki tarafta da kaybeder.
Her kum tanesi düşen bir diğer kum tanesini ezmekte, her ezilen kum tanesi için elimizdekinin kıymetini bilemeden kayıplarımıza baka kalıyoruz.

Ahmet Kaya diyor ya,

” Bırak da sarılayım ayaklarına, kum gibi… Kum gibi. Ezip geçme ”

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.